Unilever Bizztrip
Bugüne kadar bir çok şirketin tanıtım seminerine katıldım,bazılarını da gidip yerinde gezdim.Artık bu tarz aktivitelere doymuş hissediyordum kendimi. Ama Unilever, Bizztrip aktivitesi ile kendisini öğrenciye anlatma ve tanıtma aşamasında oldukça farklı konumlandırmış. 22-23-24 Aralık’ta geçirdiğimiz muhteşem 2 günü paylaşmak istedim sizlerle kısaca.
Ankara’dan otobüs kaldırıldı katılımcılar için. 5 saatlik bol muhabbetli bir yolculuğun ardından İstanbul’a ulaşmıştık. Otelimiz Moda’da bulunan Double Tree by Hilton’du. Otelin konumu,mimarisi,servisi ve manzarası müthişti. Odalarımıza çıkınca ayrı bir şok yaşamıştık,yataklarımızdan tarihi yarımadayı görebiliyorduk. Keyfimize diyecek yoktu kısacası:) Unilever bize verdiği değeri ilk dakikadan hissettirmeye başlamıştı bile.
23 Aralık sabahı 8′de başlayacak programa yetişmek için erkenden kalkıp Hilton’un müthiş kahvaltısıyla kendimize bir ziyafet çekip Unilever’in Ümraniye’de bulunan “Yeşil Ofisine” doğru yola çıktık. Yaklaşık 150 katılımcının kaynaşması için herkes 10′ar kişilik gruplara ayrılmıştı ve her grubun başında birer Management Traniee (MT) vardı. Kısaca tanılıp konferans salonuna geçtik. İK’nın sunumu başlamadan önce bugüne kadar ilk defa gördüğüm bir şey oldu. Binadaki güvenlik önlemlerini ve bizi bekleyen muhtemel tehlikeleri anlatmak için iş güvenliği uzmanı çıkıp bize gerkli bilgileri verdi. Her şirket çalışanlarımız bizim için önemlidir der ama somut adımlar bu konuda önemlidir. Unilever bu konuda başarılıydı. İK bizim için planladıkları 2 günü kısaca anlatıp sözü Unilever Türkiye ve 36 ülkeden sorumlu CEO’su İzzet Karaca’ya bıraktılar.İzzet Bey kendinden ve Unilever’den bahsetti. Unilever gibi bir devin 36 ülkeden sorumlu CEO’sunu dinlemenin heyecan verici olduğunu takdir edersiniz.
Kısa bir aradan sonra satış ve pazarlama departmanları yöneticileri bizlere Unilever’de satış ve pazarlamanın nasıl işlediği,değişen trendler ve tüketici beklentiler hakkında bilgiler verdi. Unilerver Food Solution ekibinin eğlenceli şovu eşliğinde öğle yemeklerimizi yiyip, diğer şirket yöneticileri ile 10′ar kişilik ekipler halinde 1′er saatlik 2 tane sohbet havasında görüşme yaptık. Onlar öğrencilik hayatlarını,iş hayatlarının nasıl geçtiğini,neler yaptıklarını, şirketin ne gibi fırsatlar sunduğunu anlattılar. Biz aklımıza takılanları sorduk. Konferanstan çok sohbet havasındaydı ortam,yani tam aradığımız gibi;)
Kahve molasından sonra staj ve MT başvuruları için bilgi almak için konferans salonunda tekrar toplandık. Kısa bir brifingten sonra İK’nın bize bir sürprizi vardı. 15 soruluk kısa bir quiz ve 1.’ye iPad2:) Kazanan ben olmasamda ODTÜ’lüye gitti iPad2:)
Her ne kadar yorulmuş olsak da,yetkililerin bizim için disco havasında süslediği yemekhanede yapılan partiye hayır demek imkansızdı, hem sınırsız içki varken:) Günün yorgunluğunu biraları yudumlerken unutmuştuk. Yılbaşı partisi yapılır da çekiliş olmaz mı? Ben yine elim boş kalsamda bir çok kişiye oldukça güzel hediyeler çıktı.
Güzel ama bir o kadar yorucu günün ardından otele döenme vaktimiz gelmişti ve ofisten ayrılıp otelimize döndük.
24 Aralık sabah yine erkenden kalkıp ziyafetimizi çekip yola düştük. Dünkü teorik bilgilerin ardından bugün sıra işi pratiğe dökmekti. Satış departmanı hakkında kısa hatırlatıcı bir bilginin ardından gruplara ayrılıp 3 marka için verilen case’i çözmeye başladık.1,5 saatin ardından da sunumlarımızı yapıp feedbacklerimizi aldık. Öğle yemeğimizin ardından case’te çözmeye çalıştığımız sorunları yerinde görmek için saha ziyaretine gittik.2 ulusal zincirdeki Unilever ürünlerinin raf konumlandırmalarını görme şansımız oldu. Bundan sonra alışveriş yaparken daha farklı bir gözle raflara bakacağım kesin:)
Dönüşte de sertifikalarımızı alıp vedalaşarak Ankara’ya geri dönüş için yola çıktık.
Özetlemek gerekirse:
-Unilever kendini bana daha iyi ve eğlenceli anlatamazdı diye düşünüyorum.
-1. gün o kadar teorik bilgiye rağmen beni sıkmadı çünkü samimiyetini oldukça başarılı bir şekilde hissettirdi.
-Şirketin sürekli vurdulağı çevre bilinci ve sürdürülebirlik havası ofiste de vardı. Beni en çok etkileyen şeylerden biriydi.
-Gerek yöneticilerin yakın ilgisi gerek hiç bir masraftan kaçınılmamış olması,şirketin bize ve çalışanlarına verdiği değeri açıkça ortaya koydu.
-FMCG’de çalışmak isteyen veya ilgi duyan 3. ve 4. sınıflar bir dahakine mutlaka başvurun derim!
http://www.unilever.com.tr/careers/
Muhteşem 2 gün için teşekkürler Unilever!
Dünya inovasyon haritası
Good Magazine dünya inovasyon haritasını yayınladı. Aslında ilk 2 sıradaki ülke beni şaşırtmasa da listenin geri kalanında şaşırtıcı isimler mevcut.
Çin iç pazara odaklandığı için listede yok. Avrupa’nın devleri Almanya, Fransa, Hollanda, İsviçre ve İsveç listede üst sıralarda. Ama bence en büyük sürprizi 40.000 nüfuslu Liechtenstein yapmış ve listeye 9. sıradan girmiş.
En çok inavasyon gerçekleştirilen sektörlerin başında ise yarı iletken malzemeler, elektronik bileşenler ve kimyasal üretim sektörleri yer alıyor.
Listeden anlaşılacağı gibi ABD’nin dünyanın teknoloji ve inovasyon üssü olmaktan vazgeçmeye niyeti yok gibi. Darısı başımıza:)
Rutinden kaçmak 10.gün
Bugün rutinden kaçışın 10.günü
Management Information System sınavına hiç çalışmadan girme kararı aldım. Bakalım ne kadar biliyorum geyiğini ölçeyim bir dedim. Hatta sınavdan önce 2 shot viski ile toblerone’uda mideye götürdüm. Kafam iyice raht bir şekilde girdim sınava. İlk başta şıkları kodlarken biraz şaşı gördüm ama sonra düzeldi. Bakalım sonuç ne gelecek
Rutinden kaçmak 4.gün
Düzeninin olduğu yeri terkedip başka bir yere gitmeyi seviyorum çünkü ne istersen yapabiliyorsun. Bağlayan bir şey yok seni!
Dolmabahçe’yi gezmekle işe başladık bugün. Misafirime Osmanlı’nın saltanatını göstermek istedim:) Daha sonrada Sultanahmet’e gidip müslümanlık hakkında kısa bilgiler falan.
Günün sürprizi yine yemeklerdi:) Şans eseri denk gelen sahlepçiden buz gibi havada içilen sahlebin bizi bu kadar mutlu edeceğini tahmin edemezdim sanırım. Agata benden daha çok sevdi sahlebi,1 kg alıp yanında götürdü hatta. Ne güzel yiyecek içecekleriniz var diye de ekledi. Dur dedim bu daha başlangıç:)
Akşam yemeği ise benim favorimlerimden biri olan Eminönün’de balık ekmekti:) Bu benim için bir İstanbul rutini olsada vazgeçmem:)
Rutinden kaçmak 3.gün
Bugün rutinden kaçışın 3.günü
Sabahın köründe kalkarak uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yaparak başladım güne. Bir daha da yapmaya niyetim yok aslında:) Otobüsü 8.30′a alınca mecbur kaldım birazda erken kalkmaya.
İstanbul’a gitmeyeli de uzunca bir süre olmuştu,sene başından beri gidememiştim. Havalimanına gidip misafirim karşıladım. Hindistan’da tanışmıştık Agata’yla kısa sürelide olsa bir beraberliğimiz de olmuştu:) Eksik olmasn Türkiye’ye de geldi kendisi:) Rutin akışı kırdığım en büyük gün bugün sanırım:) Yurtdışından misafirim ya da kız arkadaşım işte ikisinin arası biri geldi:)
Hatta sırf rutinden kaçış kararı verdiğim için hep içimde kalan bir şeyi de yaptım bugün! Havalimanında birini afişle karşıladım hem de Lehçe bir afişle:)
Akşamına da sevdiğim insanlarla kebapçıya gidip şöyle ağız tadıyla türk yemekleri yedik. Ne güzel mutfağımız varmış bizim harbiden ya:) Misafirim bayıldı resmen beytiye.
Rutinden kaçmak 2.gün
Rutinden kaçışın 2. günü
Öyle dünkü gibi yeni bir şey tatma şansım olmadı bugün ama son zamanlarda hiç yürümediğim kadar yürüdüm bugün. Hem de Ankara ayazında:)
Komitem için ne zamandır toplantı yapmıyordum onu da bugün gerçekleştirdim. Ekip arkadaşlarımla yeniden buluştum. Hem gezilerimiz için görev dağılımı yaptım hem de Leaders@METU için onlardan isim topladım.
Yarın Polonya’dan misafirim geliyorr! Sabah erkenden İstanbul yolcusuyum. Bavul hazırlamayalı uzun süre olmuştu. Güzel bir duygu:)
Rutinden kaçmak 1.gün
Dünkü verdiğim karardan sonra önümüzdeki 30 gün boyunca beni rutinden kurtaracak bir şeyler denemeye karar verdim. Öncelikle belirtmek isterim ki bunlar öyle büyük şeyler falan değil ha,normal hayatımda uzun süredir yapmadığım veya hep yapacağım diyipte zaman bulamadığım şeyler.
Kırmızı şarabın kokusu kadar itici gelen bir şey daha yoktur bana. Resmen midem kalkar, yanımada biri şarap içse. O nedenledir ki bugüne kadar bir kadeh bile şarap içemeye yeltenmemiştim. Dünkü karar ve bugün arkaşadaşımın doğum gününü şarap evinde kutlamamız bir bahane oldu ve bir kadeh kırmızı şarap içmeye karar verdim. Sonuç tabiki hüsran son bir iki yudumu içemedim:) Ama en azından denedim ve bundan sonra içmemek için daha somut bir nedenim var:)
Ayrıca uzun süredir yürümüyordum.Ring,otostop veya toplu taşıma kullanıyordum. Kızılay’dan Tunalı’ya kadar yürüyerek son zamanlarda rutine bağlayan ulaşım şeklimi de değiştirdim.
Son olarak D&R’da kitapların arasında kaybolup vakit geçirmek benim için süper eğlenceli bir şey. Gözümü çarpan ve merak ettiğim kitapları alıp birazcık okumak falan:) Tunalı D&R bunun için biöilmiş kaftan. Ne zamandır gidip 2-3 saat harcamak istiyordum. Nitekim bugün gerçekleştirdim.
İlk gün için 3 aktivite yeter. Bakalım yarın neler olacak:)
Rutinden sıkılanlara bir öneri
Bu aralar hayatımın rutine bağladığını açık ve net bir şekilde hissetmiş ve ama bunun üstesinden gelmek için gerekli kıvılcımı bir türlü yakalayamamıştım. Ta ki bugün ted.com’daki videoyu izleyesiye kadar.
Google’da arama motoru optimizasyonu uzmanı olarak çalışan Matt Cutts rutine bağlayan hayatından sıkılınca buna bir dur demenin ilginç bir yöntemini bulmuş. Matt’ın denemeye değer bu fikrini ted.com her zamanki gibi ücretsiz yayınlıyor.
30 günlüğüne yeni bir şeyler dene! (Videoyu buraya eklemekte wordpress bana baya sorun çıkardığı için link vermek zorunda kaldım.)
Yarından itibaren başlıyorum bunu yapmaya. Sizlerle de paylaşıyor olacağım anılarımı:)
Not: ted.com iphone kullanıcıları için oldukça başarılı ve kullanıcı dostu bir uygulama çıkardı,bilginize.
Para,hırs vs kişilik
Hayatımda ilk kez yanlış bir insana güvendim. Daha doğrusu bir “insanoğlu”nun para ve hırs karşısında bu kadar gözünün dönüp her boku yiyebileceğini gördüm. Ve anladım ki dürüstlük öyle sonradan kazanılabilecek bir özellik falan değil,bize babadan kalan en büyük miras aslında!
Paranın ve mevkinin geçici bir şey olduğunu kabul etmek bu kadar mı zor? Bu kadar zorsa bir önerim var onlara. Allah gecinden versin ama sevdikleri biri vefat edince gitsinler kendi elleriyle mezara koysunlar onu. Anlasınlar her şeyin geçici olduğunu ve ” Baki kalan bu dünyada hoş bir seda imiş. ” dizesinin gerçekliğini. Ne koltuğun ne de paran kalıyor senden sonra.
Ama gel gelelim bazıları aileden böyle görmüş olacak ki gözlerini bürümüş para,hırs… Ölüm bile anlatamaz onlara hiçbir şey. Çünkü bunlar sonradan görme ondan böyle oluyor büyük ihtimal. Adamın babası dolandırıcı ise oğlu nasıl dürüst biri olsun.
Bu kadar erken beni paradan soğuttuğun ve insanoğlunun para karşısında ne kadar alçaşabileceğini gösterdiğin için teşekkür etmek isterim, bu da bana en büyük katkın oldu. Ee kişiliksiz yaratıklardan bile bir şey öğrenebiliyormuş insan ya.
Son olarak lisede müdür yardımcımızın masanın üstünde bir söz yazardı: “Okumak cahilliği yok eder, eşeklik ise baki.” Boşuna okumuşsun genç, önce adam ol;)
Uygarlık üçüncü şahısların hakkına saygıdır
ODTÜ İşletme’nin efsane hocası Muhan Soysal’ı anlatan kitap bir süre önce çıkmıştı ancak yeni okuma fırsatım oluyor. Kitabın başlarında Muhan Hoca’nın dersten bir anısı yer alıyor. Aşağıdaki cümlelerin sahibi ise ODTÜ İİBF’nin ilk dekanı olan Prof. Dr. Fuat Çobanoğlu.
”Civilization, is the respect to the third person rights.” (Uygarlık üçüncü şahısların hakkına saygıdır.) Avrupa medeniyetinin esası budur. Siz sadece birinci ve ikinci şahsa girersiniz. Tanıdıklarınıza ve büyüklerinize saygı gösterirsiniz. Tanımadığın kişi kimdir? Mesela senden sonra o heleya girecek adamdır. Onu tanımıyorsun. Ama senden sonra baban girecek olsa, sen helanın içine edersen, baban da senin ağzına eder.
İşte uygarlık, tanıdığın veya seni tanıyanlara ayıp olur diye hürmet etmek değil, hiç görmediğin ve görmeyeceğin, hiç tanımadığın ve tanımayacağın insanların hakkına da saygı göstermektir. Yani herkes diğerlerine göre üçüncü şahıstır. Kendi haklarına saygı gösterilmesini istiyorsan, sende üçüncü şahısların hakkına saygı göstereceksin. O zaman kendi hakkını korumuş olursun.
Bu olay yaklaşık olarak 1960′da gerçekleşiyor ancak günümüzde de ne bireylerin ne de ülkenin genel olarak 3.şahıslara saygı göstermeye niyeti yok. Trafikte hiç susmayan kornalar, yaya geçidinde ezilen yayalar, karşıt görüşdekileri öldürenler, sonraki nesilleri düşünmeyip doğayı tahrip edenler…
Not: Kitabı temin etmek isteyenler buradan satın alabilirler.
Bloglarım
ETİKETLER
KATEGORİLER
- adil oran (2)
- Etkinlikler (1)
- filmler (2)
- fırsatlar (2)
- Genel (27)
- hayat hikayeleri (3)
- kitaplar (1)
- öğütler (4)
- Özetler (3)
- rutinden kaçmak (5)
- seth godin (1)
- sözler (4)
- ted videolar (2)
- tepkiler (3)
- unilever bizztrip (1)
ARŞİVLER
- Aralık 2011 (8)
- Kasım 2011 (2)
- Ekim 2011 (10)
- Eylül 2011 (2)
- Nisan 2011 (2)
- Mart 2011 (1)
- Şubat 2011 (1)
- Ekim 2010 (2)
- Mayıs 2010 (5)
- Nisan 2010 (3)
- Mart 2010 (5)
- Ocak 2010 (2)
- Aralık 2009 (2)
- Kasım 2009 (4)
- Eylül 2009 (1)
- Nisan 2009 (1)





