Browsing articles from "Ekim, 2011"
Eki 28, 2011
admin

Taksiciden kıssadan hisse

Dün Hüsnü Şenlendirici’nin konserinden çıkmış yurda gelmek için taksiye binmiştik. Kulaklarımda hala klarnetin o insanın içine dokunan sesi vardı. Hüsnü resmen aşık klarnete adam bildiğin sevişiyor enstrümanla! O kadar içten ve isteyerek çalıyordu ki seyircilerin istediği bir kaç şarkıyı “Şu an onu çalmak içimden gelmiyor.” diyerek red bile etti.

Neyse gelelim esas konuya. İnsanın ne zaman kimden ne öğreneceği belli olmuyor bu dünyada. Yer,zaman,kişi ayrımı yok. Bu seferki öğretmen; aracına bindiğimiz taksici!

Aracın içinin bu güne kadar bindiğiniz hiç bir taksi ile aynı olmadığına eminim. Kendi zevkine göre döşemiş ofisini amcam :) Arka koltuklarda gazeteler, hatıra yazmak için post-it ve kalem,renk renk güneş gözlükleri,balonlar ve bin bir çeşit şekerleme derken zaten afallıyorsunuz. Tam da bu sırada kolonya ve şeker ikram ediyor taksici bey amca! An itibariyle dumursunuz zaten :)

Aracın içinde gazetelere çıkmış haberlerinden konuşuyoruz bir süre.  Armada kavşağının oradan 100.yıla yönelince şaşırıyorum ilk önce ve lafa giriyorum. Abi diyorum vallaha helal olsun sana bugüne kadar bindiğim taksicilerin %80 ile atışmışımdır. Kısa yolu tarif ettiğim için surat yapar hepsi, hatta cimri diye laf sokan bile oldu! İlk defa biri ben söylemeden en kısa yolu seçti dedim hem de söylememe rağmen. Bunun üstüne başlıyor cevabına:

Genç diyor bugüne kadar cebime bir gram haram para girmemiştir. Ben bu arabaya binen herkesi bugüne kadar mutlu indirmişimdir. Çünkü benim işim bu. Bir müşterinin yüzü asık inirse o para bana haram olur diyor. Az önce örnek verdiğim taksicilere de lafı sokuyor: Taksicilerinin çoğunun bu yüzden iki yakası bir araya gelmez diyor.

Amca o kadar güzel anlatıyor ki yol bitmesin istiyorsunuz. ODTÜ’ye geliyoruz ücreti verip bir de hatıra fotoğrafı çektiriyorum ama bey amcanın ismini öğrenmeyi unutuyorum.

Yatağa yatıyorum ama aklımda günün kazançları :  “Taksici veya sanatçı fark etmez, en iyisi olmak istiyorsan sevdiğin işi yapacaksın.” ve “Her ne yaparsan yap dürüst olacaksın ve hak yemeyeceksin.”

Eki 25, 2011
admin

Van depremi ve insanlık

Malum son günlerde ülkenin üzerinde karabulutlar dolaşıyor. 24 şehitle başlayan kötü haberler zinciri Van’daki  7.2’lik depremle devam etti. Aslında Türkiye’nin yıllardır aşikar olduğu ve bir türlü çözüme kavuşturamadığı  kanayan 2 büyük yarası bu konular. Ne trajikomiktir ki terör ülkeyi kürt-türk diye bölmeye çalışırken, deprem  ise tam aksine tüm ülkenin kardeş olduğu gerçeğini bizlere bir kez daha gösterdi.

Terör örgütüne yakınlığı ile bilinen Van Belediye Başkanı depremden sonra yardım talebinde bulundu. Gerek sosyal medyada gerekse televizyonlarda kimi kesimlerden insanlık dışı tepkiler geldi. Bir kaç densiz sunucu Van’da yaşayanlar insan değilmiş gibi saçma sapan sözler sarf ettiler. Fark ettiyseniz insan diyorum. Wikipedia’nin tanımına göre insan, dik duruşa, görece gelişmiş bir beyine, soyut düşünme yeteneğine, konuşma kabiliyetine, alet kullanma ve üretme becerisine sahip primat türüdür. Yani herhangi bir dil,din, ırk veya siyasi görüş farkı yok bu kavramda. Orada ölen, yaralanan veya evsiz kalanlar öncelikle insan sonra Kürt veya Türk Müge Anlı!

Doğal afetlerde bile siyasi yaklaşımla olaya bakan insanlıktan nasibini alamamış yaratıklara mizahi bir yaklaşım içeren aşağıdaki video en güzel cevabı veriyor:

Sözün özünü ise BDP Genel Başkanı Demirtaş (Siyaşi görüşünü desteklemesem de bu olayda en güzel sözü o söylemiş.)  “Böylesi anlarda insanlar ikiye ayrılır: İnsan olanlar ve olmayanlar.” diyerek partisinin grup toplantısında söylemiş.

Eki 21, 2011
admin

Dalai Lama’nın hayat için 18 altın kuralı

Tibetlilerin sürgündeki kutsal lideri ve 1989 Nobel Barış Ödülü sahibi Dalai Lama‘nın hayat için 18 altın kuralı:

  1. Unutmayın ki büyük aşklar ve büyük başarılar, büyük riskler taşırlar.
  2. Kaybetseniz bile kaybınızdan ders çıkarmayı bilin.
  3. 3s‘yi aklınızdan çıkarmayın: Saygı, kendiniz için… Saygı, diğerleri için… Sorumluluk, yaptığınız her şey için..
  4. Unutmayın ki bazen istediğinizi alamamanız aslında sizin için büyük bir şans olacaktır.
  5. Kuralları öğrenin, böylece onları daha kolay ve etkili bir biçimde çiğneyebilirsiniz!
  6. Küçük bir anlaşmazlığın iyi bir arkadaşlığa zarar vermesine izin vermeyin.
  7. Bir yanlış yaptığınızda, gecikmeden bu yanlışınızı düzeltecek adımlar atın.
  8. her gün yalnız başınıza biraz zaman geçirin.
  9. Değişime kollarınızı açın, ama elinizdekileri kaybetmemeye dikkat edin.
  10. Sessizliğin bazen en iyi cevap olduğunu unutmayın.
  11. İyi ve onurlu bir yaşam sürmeye çalışın. Böylece, yaşlandığınızda geçmişinize bakar ve yaşadıklarınızdan tekrar tekrar keyif alırsınız.
  12. Evinizdeki sevgi dolu atmosfer hayatınızın temelidir.
  13. Sevdiklerinizle anlaşmazlığa düştüğünüzde sadece o anı çözmeye çalışın, eski olayları gün yüzüne çıkarmayın.
  14. Bilginizi, bildiklerinizi paylaşın. Bu, ölümsüzlüğe giden bir yoldur.
  15. Dünyaya karşı nazik olun.
  16. Senede bir kere, daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gidin.
  17. En iyi ilişkinin, birbirinize ihtiyacınızdan daha çok değer verdiğiniz ve sevgi gösterdiğiniz ilişki olduğunu unutmayın.
  18. Başarınızın değerini, onu elde etmek için neleri feda ettiğinizle ölçün.

Ayrıca başrolünde Brad Pitt’in oynadığı 1997 yapımı “7 Years in Tibet” adlı filmde Çin’in Tibetlilere zulmü ve Dalai Lama’nın hayatı işlenmekte.

Eki 18, 2011
admin

Tuhaf mı farklı mı?

Sana mantıklı gelen şey başka bir ülkede veya kültürde gayet saçma olabiliyor. İçinde yaşadığın düzen öyle gelip gittiği  için hiç sorgulamadığın şeyler oluyor bazen. Videoyu izleyince göreceksiniz zaten :) Ama farklı bir ülkeye gidip farklı bir düzen görünce farkedip sorgulayabileceğiniz tarzda şeyler bunlar.

Derek Sivers’ın TED’deki bu konuşması oldukça ilginç geldi ve sizinle paylaşayım dedim. İyi seyirler :)

Bu arada Hindistan konusunda oldukça haklı amca, hala nefret mi ediyorum yoksa çok mu seviyorum karar veremedim o derece zıtlıkların olduğu bir ülke yani :) )

Eki 16, 2011
admin

Ezber vs Egitim

Hindistan’a gidip ülkenin durumunu gördüğümde Mahatma Gandhi gözümde daha değerli bir lider oldu. Her lider gibi o da bir çok kişiye imkansız görüneni denemiş ve Hindistan’ı herkes için eşit ve özgür bir yer yapmayı denemiş.

Türkiye’ye dönünce okulun kütüphanesinde Gandhi’nin sözlerinin bulunduğu bir kitaba rastladım ve alıp okudum. Demiş ki Gandhi: “Sözcükler ve onların anlamları hakkında salt bilgiye sahip olmak, eğitim değildir.” Bu sözünü okumadan 2 hafta önce de Bollywood filmi olan ve Hindistan’daki eğitim sistemini eleştiren (aslında sadece Hindistan değil bence bir çok ülkenin genel sıkıntısı) 3 idiots‘u izlemiştim. Filmden Gandhi’nin bu sözünü haklı çıkartacak bir sahneyi paylaşıyorum sizinle..

Hangisinin daha başarılı olacağı aşikar olsa da, Aamir Khan bunu o kadar çarpıcı bir şekilde aktarıyor ki yaklaşık 3 saatlik filmi inanın gözünüzü kırpmadan izliyorsunuz! Herkese izlemesini tavsiye ederim!

Diyeceğim o dur ki; ne biz ne Hintliler öğrenememişiz bu toprakları bizlere armağan edip özgürce yaşama imkanı sunan tüm dünyaya mâl olmuş liderlerimizi dinlemeyi.

Eki 14, 2011
admin

Helal olsun Rutkay Aziz!

“Efendiler..Hepiniz milletvekili olabilirsiniz,bakan olabilirsiniz ,hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat sanatçı olamazsınız.” Atatürk bu sözü söylediğinde sene 1930 idi.

İlkokuldayken duyduğumda yadırgamıştım bu sözü nasıl yani sanatçı cumhurbaşkanından daha önemli bir insan mı diyerek. Başbakan dediğin adam ülkeyi yönetir,sanatçı ise en fazla film çeker,söz yazar,şarkı söylerdi. Nasıl daha değerli olabilirdi ki?? Hem televizyonlarda,haberlerde ve gazetelerde hep siyasetçileri görüyorduk sanatçılar hep magazinsel haberlere kapak oluyordu.

Ben biraz geç idrak ettim sanatın ve sanatçının değerini.ODTÜ’nün bana kattığı en büyük vizyonlardan biridir sanatçıya değer vermek,sanatı sevmek ve sanata saygı duymak.

Rutkay Aziz’in Altın Portakal Film Festivali’nde, Recep Tayyip Erdoğan’ın da 1995 yılında yaptığı konuşmalar Atatürk’ün taaa 81 yıl önce söylediği sözde sonuna kadar haklı olduğunu bize bir kez daha kanıtlayan nitekilikte!

 

 

Eki 6, 2011
admin

Steve Jobs’un ardindan

Steve Jobs suphesiz son zamanlarin en buyuk dahisi idi. Bu sıradısi hayattan çıkarılacak yüzlerce hayat dersi olsa da benim öğrendiğim en büyük ve en etkileyici şey:

Ne iş yaparsan yap tutkuyla bağlı olduğun işi yap! Çevredeki baskılara yenip düşüp bırakma! Kurduğun işten kovsalar dahi yılma! Her zaman kalbinin sesini dinle! AÇ KAL BUDALA KAL AMA PES ETME!

Eki 5, 2011
admin

Bunların alayının tuzu kuru

“Eğer hayatımın anlamı çok az ise , o zaman siktir eder  keyfime bakarım.” demiş s*ktir et kitabının yazarı John C. Parkin.

Söyletme beni gece gece John! Babamın kenarda bana vereceği 250.000$ olsa ben de s*ktir ederim merak etme. Bir akıllı sen değilsin şu 6.500.000.000 adamın yaşadığı şu minnacık gezegende.

Bak bırakasım geldi kitabını ama en çok satanlarda olmanın hatrına biraz daha sabredeceğim:)

Eki 3, 2011
admin

Çekip gideceğim uzaklara
Sürtülecek burnum, yanacak canım
Sonra dönüp diyeceğim haykıra haykıra
BÜYÜDÜM ARTIK BEN!

Eki 3, 2011
Cihan Ersoy

Ne olacak bu halim?

O kadar evrim geçirip maymundan insan olmuşuz ama ben bir konuda eksik kalmışım. (Galiba yandaki resimdeki sondan bir önceki amca elindeki mızrağı benim bir yerime soktu ama neresi tam olarak bilmiyorum:p) Ulan hala maymun iştahlıyım be sevgili okur! İnsan bilmezmi ne istediğini ha? Ben şu olacağım bu olacağım şöyle bir hayat istiyorum diyemez mi ya? O da olsun bu da olsun,şu da güzelmiş lean,hacı bunu da yapalım ya derken ilgiyi o kadar dağıtıyorum ki hepsinden bölük börçük bir şeyler ortaya çıkıyor.

Allahtan adam gibi devam ettiğim iki şey var;biri 3 senedir düzenli olarak devam edip sorumluluklar aldığım ve bu sene yönetim kurulunda bulunduğum ODTÜ İşletme Topluluğu diğeri ise motosiklet ve blogum motosikletgunlukleri.com

Bu aralar süreki zaman vakfedip bir şeyler ortaya çıkardığım iki somut şey bu! Çokta vahim değilmiş galiba durumum ya:S

Neyse sıra en büyük sorunda,mezun olunca hangi alana yönelmeliyim ?? Şu an okuduğum kitap gereği verdiğim cevap : S*KTİR ET! Tabi bu kitabın adı olduğu için bu kadar rahat söylebiliyorum. Yoksa bu soruya bu cevabı vermek için biraz geç artık 3.sınıfım :)

Özel sektörde satış veya pazarlama mı,kamu da salla başı al maaşımı,yoksa doğduğum yere dönüp sigorta acenteliği mi,yurtdışına gidip bir iki sene çeşitli projelerde çalışıp para kazanıp burnum biraz sürtülünce dönüp işe girmek mi?

Tabi ki kulağa en hoş gelen sonuncusu :) Peki sen hiç çevre baskısı diye bir şey duydun mu? Ee onu duymuşsan Kenan Doğulu’nun şu şarkısı güzel bir cevap olma mı?

Bir gün basıp gideceğim böyle saçma salak bir yerlere,köpekler gibi sürünüp aç kalacağım,başıma bir kaç büyük bela gelecek sonra gelip ülkeye toprağı öpeceğim ve diyeceğim ki BÜYÜDÜM LEAN BEN,EVRİMİMİ TAMAMLADIM! Ee hayat herkesi farklı şekillerde olgunlaştırıyor sanırım benimkiside böyle olacak!